8. Egzersiz

  • Bu egzersizin amacı kelimeleri hızlıca tanıyabilmektir.
  • Kelime gruplarının solundaki nesleye bakın, çok hızlı bir şekilde içten seslendirme yapmadan, kelimelerin tamamını görün.Anlamaya çalışmadan gözünüzü haraket ettirin.
  • Genç Adam,
  • yaşlı karı-kocanın
  • Evlerine
  • misafir olur.
  • 75 yaşındaki
  • amca karısından
  • bir bardak
  • daha çay
  • isterken:
  • "Çiçeğim, bir
  • bardak daha
  • verir misin?"
  • der sonra da
  • "Peteğim,
  • şekersiz lütfen"
  • diye ekler.
  • Kendisine
  • 65 yaşındaki
  • tatlı karısının
  • getirdiği
  • tavşan kanı
  • çayı alırken de
  • "Bebeğim,
  • sana çok
  • zahmet oldu."
  • der.
  • Genç adam,
  • yaşlı amcanın
  • karısına
  • kullandığı sevgi
  • sözcüklerinden
  • çok etkilenir.
  • "Amcacığım,
  • kaç yıllık
  • evlisiniz?"
  • diye sorar.
  • Yaşlı ama
  • dinç adam,
  • "40 seneyi
  • geçti evladım."
  • der.
  • Genç adam:
  • "Vallahi maşallah
  • Allah
  • Muhabbetinizi
  • arttırsın,
  • Sürekli çiçeğim,
  • peteğim,
  • bebeğim gibi
  • güzel sözlerle
  • hitap ediyhorsunuz
  • galiba..."
  • Yanakları
  • pembeleşmiş
  • teyze
  • "Doğru, bir kaç
  • yıldır hep
  • bana böyle
  • hitap ediyor.
  • deyip mutfağa
  • doğru yöneldiğinde
  • yaşlı amca,
  • genç adamın
  • kulağına doğru
  • eğilerek
  • şunları söyler:
  • "Şht! çaktırma,
  • 2 sene önce
  • adını unuttum
  • hatırlayamıyorum"
  • Kıza Bir Partide
  • rastlamıştı. Harika
  • Bir şeydi. O gün
  • peşinde o kadar
  • delikanlı vardı ki.
  • Partinin sonunda
  • kızı kahve içmeye
  •  davet etti. Kız parti
  • boyu dikkatini
  • çekmeyen oğlanın
  • davetine şarırdı, ama
  • tam bir kibarlık
  • gösterisi yaparak
  • kabul etti. Hemen
  • köşedeki şirin
  • kafeye oturdular.
  • Delikanlı öyle
  • heycanlıydı ki,
  • kalbinin çarpmasının
  • konuşamıyordu.
  • Onun bu hali
  • kızın da huzurunu
  • Kaçırdı. "Ben artık
  • gideyim" demeye
  • hazırlanırken,
  • delikanlı birden
  • garsonu çağırdı.
  • "Bana biraz tuz
  • getirir misiniz?"
  • dedi. "Kahveme
  • koymak için."
  •  Yan masalardan
  • bile şaşkın yüzler
  • delikanlıya baktı.
  • "Kahveye Tuz!"
  • Delikanlı kıpkırmızı
  • oldu utançtan,
  • ama tuzu kahvesine
  • döktü ve içmeye
  • başladı. Kız, merakla
  • "Garip bir ağız
  • tadınız var." dedi.
  • Delikanlı anlattı:
  • "Çocukken deniz 
  • kenarında yaşardık.
  • hep deniz kenarda
  • ve denizde
  • oynardım. Denizin
  • tuzlu suyunun
  • tadı ağzımdan
  • hiç eksilmedi.
  • Bu tatla büyüdüm
  • ben. Bu tadı çok
  • sevdim. Kahveme
  • tuz koymam
  • bundan. Ne zaman
  • o tuzlu tadı 
  • dilimde hissetsem,
  • çocukluğumu, deniz
  • kenarındaki
  • evimizi ve mutlu
  • ailemi, hatırlıyorum.
  • Annemle babam
  • hâlâ o deniz
  • kenarında oturuyorlar.
  • Onları ve evimi
  • öyle özlüyorum ki."
  • Bunları söylerken
  • gözleri nemlenmişti
  • delikanlının. Kız
  • dinlediklerinden
  • çok duygulanmıştı.
  • içini bu kadar
  • samimi döken,
  • evini, ailesini bu
  • kadar özleyen
  • bir adam, evi,
  • aileyi seven biri
  • olmalıydı. Evini
  • düşünen, evini
  • arayan, evini
  • sakınan biri. Ev
  • duygusu olan biri.
  • Kız da konuşmaya
  • başladı. Onun da
  • evi uzaklardaydı.
  • Çocukluğu gibi.
  • O da ailesini
  • anlattı. Çok şirin
  • bir sohbet olmuştu.
  • Tatlı ve sıcak.
  • Ve bu sohbet
  • öykümüzün
  • harkulade güzel
  • başlangıcı olmuştu
  • tabii. Buluşmaya
  • devam ettiler ve
  • her güzel öyküde
  • olduğu gibi,
  • kadın, adamla
  • evlendi. Ve de
  • sonuna kadar çok
  • mutlu yaşadılar.
  • Kadın ne zaman
  • kahve yapsa
  • Adam için içine
  • bir kaşık tuz koydu,
  • hayat boyu. Onun
  • böyle sevdiğini
  • biliyordu çünkü.
  • 40 yıl sonra, adam
  • dünyaya veda etti.
  • "ölümümden sonra aç"
  • diye bir mektup
  • bırakmıştı sevgili
  • karısına. Şöyle
  • diyordu satırlarında:
  • "Sevgilim, bir
  • tanem, lütfen beni
  • affet. Bütün
  • hayatımızı bir yalan
  • üzerine kurduğum
  • için beni affet.
  • Sana hayatımda bir
  • kere yalan söyledim
  • tuzlu kahvede.
  • İlk buluştuğumuz
  • günü hatırlıyor musun?
  • öyle heycanlı ve
  • gergindim ki,
  • şeker diyecekken
  • 'Tuz' çıktı ağzımdan
  • Sen ve herkes
  • bana bakarken,
  • değiştirmeye
  • o kadar utandım ki,
  • yalanla devam
  • ettim. Bu yalanın
  • bizim ilişkimizin 
  • temeli olacağı hiç
  • gelmemişti. Sana
  • gerçeği anlatmayı
  • defalarca düşündüm.
  • Ama her defasında
  • Korkudan vazgeçtim.
  • Şimdi ölüyorum ve
  • artık korkmam
  • için hiçbir sebep
  • yok. İşte gerçek.
  • Ben tuzlu kahve
  • sevmem. O garip ve rezil bir tat.
  • Ama seni tanıdığım
  • andan itibaren
  • bu rezil kahveyi
  • içtim hem de zerre
  • pişmanlık duymadan.
  • Seninle olmak hayatımın
  • en büyük mutluluğuydu
  • ve ben bu mutluluğu
  • tuzlu kahveye borçluydum.
  • Dünyaya bir daha gelsem,
  • her şeyi yeniden yaşamak,
  • ve bütün hayatımı
  • yeniden seninle 
  • geçirmek isterim,
  • ikinci bir hayat boyu
  • daha tuzlu kahve
  • içmek zorunda
  • kalsam da" yaşlı kadının
  • gözyaşları mektubu
  • sırılsıklan ıslattı. Lafı
  • açıldığında bir gün
  • biri, kadına "Tuzlu
  • kahve nasıl bir şey?"
  • soracak oldu.
  • gözleri nemlendi kadının ve
  • "Çok tatlı!" Dedi.